ÖLENLERE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Allahu Zülcelal insanoğlunu yaratmış, bu dünyaya göndermiş, akıllı ve buluğ çağına ermiş olanların hayatının her devresinde, imandan, ibadetten, ahlaktan, haramdan, helalden, malını helal yoldan kazanıp helal yola harcamaktan, ömrünü doğru yolda geçirmekten sorumlu olduğunu, kendi şahsına, ailesine, komşusuna, vatan ve milletine hatta insanlığa karşı görevleri olduğunu gönderdiği Peygamberleri vasıtasıyla hatırlatmış, neticede ise mükafat veya ceza olduğunu, yani insan oğlunun başı boş bırakılmadığını bildirmiştir. Bir ayeti kerimede “İnsan başı boş bırakılacağını mı zannediyor” (Kıyame 75/36) buyrulmaktadır.
Bu dünya imtihan dünyasıdır. Bir ayette “O (Allah )ki hanginiz daha güzel amel işliyor diye imtihan için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” (Mülk 67/2) Başka bir ayeti kerimede de, “Her nefis ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya 21/35) buyrulmaktadır.
İnsan bir yerden bir yere doğru giden yolcu gibidir. Bazı istasyonlarda durmakta, son durağa doğru yol almaktadır. Ana rahmi bir istasyon, dünya bir istasyon, kabir hayatı bir istasyon, ahiret hayatı ise son istasyondur. Ebedi olarak orada Cennette veya Cehennemde kalınacaktır.
Cenazelerimizin üstüne örttüğümüz yeşil örtünün üstünde iki ayeti kerime yazmaktadır. Birinde “Her nefis ölümü tadacaktır, sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebut 29/57). İkincisinde ise “Ecel geldiği zaman, ne bir an önce, ne de bir an sonra olur ”(Nahl 16/61),buyrulmaktadır.Başka bir âyeti kerimede de “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır. Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile” (Nisa 4/78) buyrulmaktadır. O halde ölümlü dünya için ebedi hayat feda edilmemelidir.
İnsan en şerefli varlıktır. En güzel surette yaratılmıştır. Allah (cc) “Biz insanı en güzel surette yarattık.” (Tin 95/4) buyurmaktadır. Her şey insanın hizmetine sunulmuştur. İnsan ise Allah’a ibadet etsin diye yaratılmıştır. İnsanın dirisi de mükerremdir, can dokunulmazlığı vardır. Ölüsü de mükerremdir, beden dokunulmazlığı vardır. Sadece insanlar dini törenlerle defnedilirler. Peygamberimiz (SAV) “Ölünün kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibidir.” buyurmuştur. Bir yahudinin cenazesi giderken ayağa kalkmıştır. Kabre varıldığında “Selamun Aleykum ey kabirdeki Müminler. İnşallah biz de sizin yanınıza geleceğiz. Bizim ve sizin için Allahtan kurtuluş ve afiyet diliyorum.” denmesini bize öğütlemiştir. Ölen insandan ve kabirden ibret almalıdır. İbrahim İbn-i Ethem Hazretleri dualarımız niçin kabul olmuyor sorusuna verdiği cevapta, bir madde olarak da, “Ölülerinizi defnediyorsunuz ama ondan ibret almıyorsunuz” buyurmaktadır. (Dürretül Vaizîn)
Muhterem Kardeşlerim!
Ölmek üzere olanların yanında Kur’an okunur Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhit getirilir, ancak onlardan tekrarlamaları istenmez. Ölüm vâki olunca veya birinin öldüğünü duyunca “İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn” Biz Allahtan geldik, ona dönüyoruz” denir. Ağlamakta aşırı gitmek, saçını başını yolmak caiz değildir. Cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması, mezara defnedilmesi, onun hakkında hayır sözler söylenmesi, ona dua edilmesi, geride kalanlara taziyede bulunulması, acılarının paylaşılması, ölenlerin kalanlar üzerindeki haklarındandır.
Bir kişi öldüğünde hemen mirasına konulmaz, ölen bir kişinin malında hak sahipleri sırasıyla şunlardır. İlk önce ölen kişinin mezarı satın alınır, techiz tekvin ve defin işlemleri yapılır. Sonra borcu varsa ödenir, sonra kalan malının üçte birini geçmemek üzere vasiyeti varsa yerine getirilir, geriye kalan malı mirasçılar arasında bölüştürülür. Borcuna karışmam, vasiyetini yerine getirmem, demek haramdır.
Benî Seleme Kabilesinden bir sahabe Peygamberimize gelir ve “Ya Rasulallah annem ve babam öldükten sonra da onlar için yapabileceğim bir iyilik, görev var mı?” diye sorar Peygamberimiz de “Evet, ona dua etmen, onların günahlarının bağışlanmasını dilemen, vasiyetlerini yerine getirmen, sılai rahim yapıp onların yakın akrabalarını gözetmen, onların dostlarına ikramda bulunup hal ve hatırlarını sormandır.” (Riyazussalihin 1/374) buyurdular.
Cenab-ı Haktan, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışanlardan ölmüşlerimize karşı sorumluluklarını tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirenlerden eylemesini niyaz ediyorum.
Galip KOÇER
Kocasinan İlçe Müftüsü