İp:  38.107.191.93  

ÜYE ADI: 

 

ŞİFRE:

  ÜYE OL   ŞİFRE HATIRLAT

HIZIR (AS) YAŞIYOR MU ?

01.06.2010

HIZIR (AS) YAŞIYOR MU ?

 İlçemiz müftüsü Galip KOÇER’in Mastır tezi olan “Kur’an-ı Kerimde Hz. Musa ve Firavun” isimli tezinden alınmıştır.

 

En çok ihtilaf edilen yönü, Hızır (as)’ın yaşayıp yaşamadığı konusundur. Bu hususta iki görüş vardır.

a) Hızır (as)’ın Yaşadığı Görüşü.

Şarih Ayni’nin beyanına göre, ulemanın ekserisi, bilhassa mükâşefe sahipleri Hızır (as)’ın hayatta olduğunu ve sahralarda görüldüğünü kabul etmiştir.

Ömer İbn-i Abdü’l Aziz’in, İbrahim İbn-i Ethem, Bişr-i Hafi’nin, Ma’ruf el-Kerhi’nin, Cüneyd-i Bağdâdi’nin, İbrahim Havâss’ın Hızır’ı gördükleri rivayet olmuştur. Fütuhat-ı Mekkiyye’de Muhiddin-i Arabi de Hızır (as)’ın hayatı hakkında bir takım hikayeler bildirmiştir. Kâmus Tercümesi’nde de şehadet parmağıyla orta parmağının beraber olması Hızır (as)’ın ayırıcı bir alameti olduğu naklediliyor. Yine Ayni, Tarih-i Kebir’inde bu hususa dair bir bahis açtığını ve Hızır (as)’ın hayatta olduğunu delilleriyle müdafa ettiğini haber veriyor. (263)

Hızır (as)’ın ölmediğine inanan cumhura göre, “Yüz yıl sonra yaşayan kalmayacak” hadisinin İsa (as), Hızır (as), Melekler ve İblis’e şümulü yoktur. Çünki, (Yer yüzünde olanlardan) maksat, yaşayan insanlardır. (264)

b) Hızır (as)’ın Yaşamayıp Ölmüş Olduğu Görüşü.

Müfessir Ebû Hayyan, Şarih Ayni’nin hilâfına ulemânın ekserisinin Hızır (as)’ın öldüğüne kail olduklarını iddia etmiştir. İbn-i Kayyım, “Hızır (as)’ın hayatta olduğuna dair nakledilmiş rivayetlerin hepsi yalandır. Bu hususta sahih bir hadis yoktur.” demiştir.

Hayatta olduğunu reddedenlerin en kuvvetli delillerinden biri şu âyettir. “Senden önce hiçbir insana ebedi yaşama (hayat) vermedik. Şimdi sen ölürsen (sanki) onlar ebedi mi kalacaklar?” (265)

Diğer bir delil de şu ayettir.

“Muhammed, muhakkak surette bir peygamberdir. Kendisinden önce de Peygamberler gelip geçmiştir. Muhammed ölürse veya öldürülürse, Ey Muhammedin ashabı siz, topunuza basarak (küfrünüz) geri mi döneceksiniz?” (266) Şu meşhur hadis de buna delildir. Abdullah b. Ömer (ra)’den Resulullah hayatının son günlerinde bir kere yatsıyı kıldırdı selam verince ayağa kalktı ve “Bu geceyi görüyorsunuz ya işte bu geceden itibaren yüz sene sonra bugün yeryüzünde olanlardan hiç kimse kalmayacaktır.” (267) buyurmuştur.

Buhari, İbrahim Harbi, İbn-i Cevzi, Manevi de Hızır (as)’ın hayatta olmadığını kabul edenlerdendir. (268) Âlusi de vefat etti diyenlerin doğru olduğunu söylemiştir. (269)

Tefhimü’l Kur’andaki şu değerlendirmenin daha doğru olduğunu kanaatindeyiz.

 “İnsanlar için önceden belirlenen ilahi kanuna göre bir insanın başkasının malına zarar vermesi (gemiyi delmek gibi), bir çocuğu suçsuz yere öldürmesi yasaktır. Hızır (as) bir insan olsaydı bu yasağı delen tek istisna olamazdı. Onun için Hızır (as)’ın bir melek veya insanı sınırlayan kanunlardan azade başka bir yaratık olması gerektiği sonucuna vardık. Bunun için onun, insanlar için önceden belirlenen ilahi kanuna göre değil, Allah’ın dilediği doğrultusunda hareket eden Allah’ın kullarından biri olduğu sonucuna varıyoruz. 

Kur’an onun insan olduğunu söylemiyor. “Kullarımızdan biri” diyor. Bu ise melekler içinde kullanılmıştır. “Hayır onlar (melekler) ikram edilmiş kullardır.” (270) ve “Rahmanın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular ki (böyle hüküm veriyorlar) şahitlikleri yazılacak ve (bundan) sorulacaklar.” (271) âyetleri, meleklerin kul olduğunu gösteren delillerdir.

Hızır (as)’ın insan olduğunu bildiren bir hadis de yoktur. Hz. Meryem’e gelen insan kılığındaki melek için de “beşer” denilmişti. (272)

Buna göre Hızır (as)’ın melek olduğu veya insanlar için belirlenen sınırlarla bağımlı olmayan başka bir yaratık olduğu sonucuna varabiliriz. İbn-i Kesir’in tefsirinde Maverdi’den rivayet edildiğine göre bazı eski müfessirler ve Kur’an Alimleri de bu görüştedirler. (273)

Böyle kabul edince yaşamadığını iddia edenlerin ileri sürdükleri delillerin Hızır (as)’ı kapsamadığı görülmektedir.

Allah Teâlâ Hızır (as) için “Ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.” (274) buyurmaktadır. Bu ilmin Musa (as)’ın kinden bambaşka bir ilim olduğunu yaşanan olaylardan anlıyoruz. Bu ilim gizli sırlar ilmidir, Musa (as) ilmi, hükümleri bilmek ve zahir ile fetvadır. Hızır (as)’ın ilmi ise bâtıni işleri bilmek idi. (275) 

Musa (as)’ın bildiğini (Hızır (as), Hızır (as)’ın bildiğini de Musa (as) bilmiyordu. (276)

Ayrıca eğer Hızır (as) zarara uğrayacak olan fakir gemicinin, ilerde çocuğu yüzünden sapıtmasından korkulan salih anne, babanın, rüştüne kadar malının gizli kalması gereken yetim çocuklarının ve daha nicelerinin imdadına bir peygamber olan Musa (as)’ın anlayamayacağı şekilde yetişmiş ise böyle yardıma muhtaçların Musa (as)’dan önce de, sonra da mevcut olduğu aşikardır. Allah’ın emri ile Hızır (as)’ın bunların da imdadına yetişmesi ve ona inananların bu beklentisi normaldir.

          İnancımıza göre Hızır (as) yaşamaktadır.

 

                                                          Galip KOÇER

                                                 Kocasinan İlçe Müftüsü

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu  


Yorumlar

Yorum Yazabilmek İçin Üye Grişi Yapmalısınız

 

 Ekleyen :  Galip KOÇER
 Kaynak :  
 Tarih :  01.06.2010
 Okunma :  605
 Punto :

EN ÇOK OKUNAN YAZILAR
1-GÖREVLERİMİZ 3178
2-GAZZE İÇİN 2249
3-AİLE İÇİ GÖREVLERİMİZ 2122
4-KENDİMİZE KARŞI GÖREVLERİ 1639
5-VATAN SEVGİSİ, VATAN VE M 1573
6-ALLAH’A VE PEYGAMBE 1371
7-ÖFKESİNİ YENMEK VE HOŞGÖR 1031
8-ÇEVREMİZE KARŞI GÖREVLERİ 964
9-RAHMET VE BAĞIŞ MEVSİMİ Ü 836
10-KURBAN BAYRAMI 794

SON EKLENEN YAZILAR
1-PEYGAMBER SEVGİSİ 8
2-AHİRETE İMAN VE İNSAN HAY 4
3-AHİLİK 489
4-ALLAH’A VE PEYGAMBE 1371
5-AİLE İÇİ GÖREVLERİMİZ 2122
6-ALLAH’IN KUTLU ELÇİ 363
7-ÇEVREMİZE KARŞI GÖREVLERİ 964
8-DUANIN DİNDEKİ YERİ VE İN 651
9-GÖREVLERİMİZ 3178
10-HASTALIKTAN KORUNMAK VE S 495

Kocasinan Müftülüğü 2010 Tel:(352) 231 69 27  Faks: (352) 231 22 68