İp:  38.107.191.91  

ÜYE ADI: 

 

ŞİFRE:

  ÜYE OL   ŞİFRE HATIRLAT

GAZZE İÇİN

30.05.2010

GAZZE İÇİN

Dünyada birçok haksızlıklar, zulümler olmuştur. Güçlü olanlar güçsüz olanları ezmiştir. Yok etmeye çalışmıştır.

Kimi saltanatının gideceğinden korkmuştur, kimi malının. Allah-u zû'l Celal de bu zulümleri ortadan kaldırmak için peygamberler göndermiştir.

Peygamberlerin geliş gayesi insanların canını, malını, neslini, aklını ve dinini korumaktır.

Son peygamber olan Hz. Muhammed (SAV) ve Kur’anı Kerimin gayesi de budur. Bunların içinde en önemlisi de can emniyetinin sağlanmasıdır. Canı emniyette olmayanın hiçbir şeyi emniyette değildir. Hiç bir şey düşünemez. Ne yemek içmek, ne ibadet ne de başka bir şey.

İslâm dini insanların can emniyetini bu dünyada, ana karnındayken de, bebekken de, büyükken de,hatta ahirette de sağlamıştır.

Cenab-ı Hak Kur’anı Keriminde “ Evlatlarınızı açlık korkusuyla öldürmeyiniz, onların da sizin de rızkınızı biz veriyoruz. Onları öldürmek büyük bir günahtır.”[1]   Buyurarak doğmamış çocukların canını emniyet altına almış, onların canına kıyanların hesabının sorulacağını bildirmiştir. 

Mısır’da Firavunlar dönemi üç bin yıl sürmüştür. Ancak hiçbir Firavun helak olmamıştır. Hz. Musa zamanındaki Firavun’un helak oluşu, masum erkek çocuklarını, ilerde saltanatıma göz dikebilir düşüncesiyle öldürdüğünden dolayı olmuştur.

Cahiliye devrinde kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesini Kur’an yasaklamış,  onların bu hükümlerinin ne kadar kötü bir hüküm olduğunu[2] bildirmiş, “Diri diri toprağa gömülen kız çocuklarına, “Suçunuz neydi, hangi günah sebebiyle öldürüldünüz”[3] diye sorulduğunda buyurarak, bunların hesabının sorulacağı bildirilmiştir.

Cenab-ı Hak,  “ Kim bir nefsi suçsuz yere veya yeryüzünde fesat çıkarmak için öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.”[4] “Kim bir mü’mini kasten öldürürse onun cezası Cehennemdir. Orada kalacaktır. Allahın gazabı, laneti onun üzerinedir. Allah onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”[5] Buyurarak, insan öldürmeyi yasaklamış ve böylece büyüklerin de can emniyetini sağlamıştır. “Kendi kendinizi öldürmeyiniz”[6] “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız”[7] ayetleriyle de insanların intihar etmesini  yasaklamıştır.

İslâm, bırakın haksız yere adam öldürmeyi, ölmüş insana saygısızlık etmeyi dahi yasaklamıştır. Allah Rasûlü, “Ölü insanın kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibidir.” Buyurmuştur.

Peygamberimiz; Harbe gönderdiği ordusuna, “Kadınları, çocukları, ihtiyarları, din adamlarını, silah çekmeyenleri öldürmemelerini, ağaçları kesmemelerini” emretmiştir.

Mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslâm dininin ve müslümanların hakim olduğu yüzyıllarda bugünki haksızlıklar olmamıştı. Gayri Müslimlerin bağından koparılan bir salkım üzümün dahi parası, “Hakkı kalmasın” düşüncesiyle çubukların üzerine asılmıştır. Adaletin hüküm sürdüğü zamanlarda padişahla, gayri müslimin mahkeme edildiği olmuştur.

Bugünki dünyanın haline bakınız. Cahiliye devri gibi, gücü gücü yetene saldırıyor, masumun  göz yaşlarına bakılmıyor, çocuk, bebek, yaşlı, suçlu, suçsuz demeden Irak’ta Afrika’da, Gazze’de insanlar boğazlanıyor. Zalimlerin ve suç ortaklarının kılı dahi kıpırdamıyor. Hatta tarihin karanlık sayfalarında kaldığını zannettiğimiz, arenalarda aslanların parçaladığı köleleri seyretmekten zevk alan o ruh hastası insanların hortladığını, İsrail’de ortaya çıktığını görüyoruz. Cumartesi Pazar günleri pikniğe çıkar gibi, yarın kendileri gibi vicdansız olmasını istedikleri çocuklarını da yanlarına alarak, bombaların Filistin’li, Gazze’li bebekleri, çocukları nasıl parçaladığını, sevinç çığlıkları ve alkışlarla seyrediyorlar ve seyrettiriyorlar. Onların bu saldırılarını ve seyredişlerini de bütün dünya seyrediyor. Zaten onlardan ne beklenebilir ki. Peygamberimiz “ Küfür tek millettir.” Buyurmuyor mu? 

Ölümüze derdimize biz ağlayacağız, Dünyayı kana bulamaktan sanık olan o zalimlerden dert ortaklığı bekleyecek değiliz.. Aynen Akif’in dediği gibi;

 

 Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım,
 Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım,
 Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu
 Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu
 
Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar,
 
Sanmayın şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var…
 
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
 
Tükürün Milleti (Gazzeyi) alçakça vuran darbelere!
 
Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere,
 
Tükürün Elh-i Salibin o hayâsız yüzüne,                                  
 
Tükürün, onların asla güvenilmez sözüne!
 
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün,
 
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün,
 
Yine hicrân ile çılğınlığım üstümde bugün…
 
Bana vahdet gibi bir yâr-ı müsâid lâzım!
 
Artık ey yolcu bırak… Ben yalnız ağlayayım![8]

 

İsrail Gazze’de mezarları, kabirleri de vurmuş,

“ Ey Şehid oğlu şehit isteme benden makber, 

   Sana aguşunu açmış duruyor peygamber”[9]

O Peygamber ki âlemlere rahmet, insanlara huzur ve saadet, yağmur gibi bereket, ama bugün dünyada onun adaleti hüküm sürmüyor, onun için de zulüm bitmiyor. Şair Resülullah efendimizi  yağmura benzetmiş ya, üzerimize yağan berekete, yağmura.

 

YAĞMUR

 

Yağmur,gülşenimize sensiz, baldıran düştü
Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Sarardı yeşil yaprak, dal koptu, fidan düştü
Sensizlik depremiyle hancı düştü, han düştü
Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
Şehirler kâbus dolu, köylere duman düştü
Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Tavanı çöktü aşkın, duvarlar üryan düştü
Kardeşler arasına heyhât, sû-i zan düştü
Zedelendi sağduyu, körleşen iz’an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensiz hazân düştü [10]

Gel ey Muhammed bahardır.
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır.
Hacdan döner gibi gel
Miracdan iner gibi gel
Bekliyoruz yıllardır.[11]

 

Kimi bekleyeceğiz ? Kimden medet bakliyeceğiz? Libya’da katliam yapan İtalya’dan mı? Cezayir’de müslüman, Afrika’da tutsi katliamı yapan Fransa’dan mı? Pakistan, Hindistan Filistin ve dünyanın birçok yerinde müslüman kanı döken ikiyüzlü İngiltere’den mi? Bosna’da kendilerine emanet edilen Boşnak müslümanları, Sırplara peşkeş çekip katlettiren Hollanda’dan, Almanya’dan mı? Irak’ta müslüman kanına doymayan Bush’lardanmı? Elbette Allah’tan ve peygamberine uymaktan medet umacağız.

 

 

 

Dünya güçlülerin ve haksızların dünyası olmuş, mazlumun elinden tutan kalmamış, dünya cahiliye devrine dönmüş, hatta daha da aşağı. Ama şunu unutmayalım ki, Peygamberimiz “Mazlumun duası geri çevrilmez[12] Buyuruyor.

Ey İslâm Tarihinin ilk şehidi Hz Sümeyye, Ey İslâm Tarihinin ilk erkek şehidi Hz Ammar karı koca şunu bilin ki, zulme uğramakta yalnız değilsiniz,

Müşrik çocukları, kılık değiştirerek, silah değiştirerek yeniden sahneye çıktılar, nice Sümeyyeleri, nice Ammarları şehit ediyorlar, “ Diller, sayfalar, satırlar Ebû Lehep öldü diyorlar Ebû Lehep ölmedi ya Muhammed, Ebû Cehiller kıt'alar dolaşıyor.”[13] Ne de çok Ebû Cehil varmış bu dünyada.

            Size sahip çıkan bir Peygamber vardı, Hz Ebû Bekir, Hz Ömer, Hz Osman, Hz. Ali vardı, bunlara sahip çıkan da yok.

Ey kızgın çölde üzerine taş konarak işkence edilirken, şehadet parmağını kaldırarak kelime-i tevhid okuyan, kelime-i şahadet getiren Bilali Habeşi, zulme uğramakta sen de yalnız değilsin, Filistinli Bilal, bacağı koptuğu halde kelime-i tevhidokuyor, kelime-i şehadet getiriyordu, milyarlarca insan buna şahit oldular. Kıyamet günü de şahitlik edecekler. O, senin yanına geldi, daha niceleri zulme uğruyorlar.

            Ey Kelime-i şehadet getirerek can veren Gazzelim, ey vücutları parçalanan, fosfor bombası ile yanan, çaresizlik içinde kıvranan kardeşlerim, korkudan titreyen ellerini ağzına sokan kızım, yavrum.

            Gözlerine mil çekilmiş gibi gözleri dışarı fırlamış olan çocuklar, evlatlarını, torunlarını kaybetmenin acısı içinde bir sağa bir sola koşuşturan anneler, babalar, dedeler,

            “Ey her sabah evlatlarını öpen babalar, benim babam nerede, babamı istiyorum” diyerek feryad eden  kızım.

             Bizi affedin, sizi bu zulümden kurtaramadığımız için bizi affedin. Derdinize derman olamadığımız için bizi affedin.Ancak yaralarınızı sarabilmek için, malımızdan birazcık da olsa veriyoruz, azımızı çoğa sayın. Acılarınızı içimizde hissediyoruz, yediklerimiz her akşam boğazımıza diziliyor, siz kan kusuyorsunuz, biz kan ağlıyoruz. Sizin için duâ ediyoruz. Bunun için de olsa bizi affedin. Bizi affedin ki 1,5 milyar müslümanın acizliğini Allah affetsin.

            Ey, Ebrehe ordusu karşısında bir şey yapmayıp Kâbe’ye yapışarak, sana dua eden peygamber dedesi Abdulmuttalip’e yardım edip, Ebabil kuşlarını göndererek, Ebrehe ordusunu helak edip, yenmiş ekin tarlasına çeviren ALLAHIM.

            Bedir’de, Uhutta, Hendekte,  meleklerden ordusuyla müminlere yardım eden Allahım,

Ey öksüz çocuklara yardım etsin diye Hızır (AS)’ı gönderip, öksüzlerin evini yıkılmaktan kurtaran Allahım! Ne olur bu çocuklara da yardım et, Gazze’de çaresiz kalan o müminlere, o yavrulara da yardım et.

Ey âlemlerin sahibi, yaratıcısı olan ulu Allah’ım.Sen varsın ve birsin, hiçbir şeye hiç kimseye muhtaç değilsin. Her şey, herkes sana muhtaç. Eşin benzerin, ortağın yok. Sen ezelisin, sen ebedisin. Göklerde ve yerlerde ne varsa hepsi senindir. Sen varken biz kimin kapısına gidelim, ellerimizi boş çevirme Allah’ım. Açıktan yaptıklarımızı da, gizli yaptıklarımızı da, içimizden geçenleri de bilirsin, Günahlarımızı bağışla.

  Hiç bir ağaçtan hiçbir yaprak senin bilgin dışında yere düşemez. Ne söylemişsek, hepsini duyar, ne yapmışsak hepsini görürsün. her şeyin sahibi sensin, her şey senin elinde.

            Biz yokken var ettin, varlığından haberdar ettin. Peygamber gönderdin, kitap gönderdin, doğru yolunu, cennet yolunu bize gösterdin. Akıl verdin, fikir verdin, iz’an verdin,

            Sen insanlara merhametinden dolayı, doğru yolu göstersin diye peygamberler gönderdin. Bizi de en çok sevdiğin, en son Peygamberin Hz. Muhammed (SAV)’e ümmet yaptın, bizi onun kıymetini bilenlerden eyle. Onun ahlâkını, ahlâk, onun huyunu huy edinenlerden eyle.

            Allah’ım bizim senden tek dileğimiz, Dünya ve ahirette bizi perişan eyleme, yüzümüzü kara çıkarma. Nimet ve Cennet verdiğin Peygamberlerin, Sıddîklerin, Şehitlerin ve Salih kulların arasına bizleri de ilhâk eyle.

Bizi acizlikten kurtar, senin yoluna döndür, eski azametli, haşmetli, güçlü günlerimize döndür, döndür ki dünyaya Adalet yeniden gelsin. Dünyada Müslümanlara zulüm bitsin. Dünyada din kardeşlerimize yapılan zulümlere engel olamadığımız için bizleri affeyle, onlar için okuduğumuz hatimlerimizi ve yaptığımız dualarımızı kabul eyle. Onları şehitlik mertebesine ulaştır. Cennetini ve nimetini onlara ikram eyle.  Bizleri de onlarla cennetinde buluşturduğun kullarından eyle. Amin

 

                                                                  Galip KOÇER
                                                            Kocasinan İlçe Müftüsü

                                                         


 

1 İsra 17/31

2 Nahl 16/58-59

3 Tekvir 81/8-9

4 Maide 3/32

5 Nisa 4/93

6 Bakara 2/195

7 Nisa 4/29

8 Safahat

9 Safahat

10 Nurullah.Ataç

11 Arif Nihat Asya  Na’t

 12 Hadisi Şerif

13 Arif.Nihat Asya Na’t


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu  


Yorumlar

Yorum Yazabilmek İçin Üye Grişi Yapmalısınız

 

 Ekleyen :  Galip KOÇER
 Kaynak :  
 Tarih :  30.05.2010
 Okunma :  2250
 Punto :

EN ÇOK OKUNAN YAZILAR
1-GÖREVLERİMİZ 3178
2-GAZZE İÇİN 2250
3-AİLE İÇİ GÖREVLERİMİZ 2122
4-KENDİMİZE KARŞI GÖREVLERİ 1639
5-VATAN SEVGİSİ, VATAN VE M 1573
6-ALLAH’A VE PEYGAMBE 1371
7-ÖFKESİNİ YENMEK VE HOŞGÖR 1031
8-ÇEVREMİZE KARŞI GÖREVLERİ 964
9-RAHMET VE BAĞIŞ MEVSİMİ Ü 836
10-KURBAN BAYRAMI 794

SON EKLENEN YAZILAR
1-PEYGAMBER SEVGİSİ 9
2-AHİRETE İMAN VE İNSAN HAY 5
3-AHİLİK 489
4-ALLAH’A VE PEYGAMBE 1371
5-AİLE İÇİ GÖREVLERİMİZ 2122
6-ALLAH’IN KUTLU ELÇİ 363
7-ÇEVREMİZE KARŞI GÖREVLERİ 964
8-DUANIN DİNDEKİ YERİ VE İN 651
9-GÖREVLERİMİZ 3178
10-HASTALIKTAN KORUNMAK VE S 495

Kocasinan Müftülüğü 2010 Tel:(352) 231 69 27  Faks: (352) 231 22 68